|
HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ

Hünkâr Bektaş Veli (HBV) 1209 yılında Horasan'nın Nişabur kentinde dünyaya gelmiş. Babası Seyyid İbrahim Sani tarafından soyu İmam Kazım'a dayanır.
HBV bir süre Türkistan'da ünlü mutasavvıflardan Ahmet Yesevi'nin halifelerinden Lokman Perende’nin yanında tasavvuf dersi gördü. Engin bilgisiyle, kutb’ül-aktab (kutupların kutubu), kutb’ül-arifin (ariflerin en ileri geleni), başka bir deyişle ermişlik mertebesine ulaşan HBV, Ahmet Yesevi dergahında nasibini ve Hz.Ali'den gelen emanetlerini (elif-i Tac, hırka, çerağ, sofra, alem ve seccadeyi) teslim aldıktan sonra, Rum diyarına (Anadolu'ya) varmak üzere yola düştü. Once Kerbela'da Hz.Hüseyin'in ve Necef'te Hz.Ali'nin mezarlarını ziyaret etti, erbain cıkardı (kırk gün cile çekti).
HBV Anadolu'ya bir güvercin donuyla, barış ve dostluk düşünceleriyle geldi. HBV bir gönül eriydi. Onun düşünceleri, ezilen ve horlanan Anadolu insanlarının, baskıdan ve yoksulluktan kurtulmanın umuduna gelmişti.
1220-1230 yılları arasında Anadolu'ya geldi ve ilk durağı Sivas oldu. Daha sonra Amasya'da Babai tarikatının kurucularından Horasanlı Baba İlyas'ın yanına vardı. Baba İlyas'ın halifelerinden Baba İshak'la birlikte bir süre bu dergahta hizmet verdi. Anadolu Selçuklu Sultanlarının adaletsizliğine, baskı ve sömürü düzenine karşı gelişen Babailer eylemine (03.08.1239), fikri düzeyde HBV de katıldı. Kardeşi Menteş bu catışmada öldü. Yaklaşık 50 bin insanın katıldığı birleşmesiyle gerçekleşen bu eylem, ilk bilinçli ve örgütlü Anadolu halk hareketiydi. Bu eylemden sonra HBV, Sulucakarahöyük'e (bugünkü Nevşehir iline bağlı olan Hacıbektaş'a) yerleşti. Anadolu insanlarının yaşam bicimleriyle, inancları ve kültür değerleriyle bağdaşan, bütünleşen Anadolu Alevi-Bektaşi inancının, felsefesinin temelini burda attı. Burada kurulan HBV-dergahı bir eğitim merkeziydi. Ahi kurumlarıyla (meslek loncalarıyla) birlikte bir yandan çeşitli meslek dallarında eğitim verilirken, diğer yandan halkı irşad edecek, aydınlatacak, yol gösterecek Alevi-Bektaşi dedeleri, mürşitleri burada yetiştiriliyordu. Burada meslek edinenler ve hakikat ilimine varan; arif-i billah, mürşid-i arif mertebesine ulaşan mürşitler, dervişler, Yunus’lar, Nesimi’ler, Kaygusuz Abdal’lar, Pir Sultan Abdal’lar gibi köy köy, oba oba dolaşıp halkı aydınlatıyorlardı; halkın sorunlarıyla ilgilenip cözüm yollarını aryorlardı.
HBV, renginden, dilinden, dininden, farklı kökenden ve düşüncesinden ötürü hiç bir insanı ayıplamayan, hümanist felsefesiyle etrafına çok kısa dönemde, geniş bir halk kitlesi topladı. HBV'in öğretisi, inanc ve düşünce yapısı (ALEVİ -BEKTAŞİLİK), insan sevgisi, hoşgörü, demokrasi, laiklik, eşitlik ve özgürlük demek.
YAPITLARI:
HBV'nin düşüncelerini "Makâlât" adlı bir kitapta topladığı söylenir. Arapça yazılmış olan kitabı, müridlerinden Molla Sadeddin (Yunus'un izinde giden ozan Said Emre, 1413-1414) tarafından Türkçeye çevrilmistir. HBV'nin bundan basşka "Fevaid" adlı bir ögütler kitabının olduğu da söylenir. Gene bazı kaynaklara göre, "Şerh-i Besmele" adındaki bir kitap da ona aitmiş. Bunların ne derece gerçek olduğunu bilemiyoruz, çünkü HBV'yi özünden koparmaya çalışan bazı çevreler bulunmaktadır.
İnsanlık aşığı bu ünlü düşünürün şu sözleriyle konuyu bağlayalım:
- Ellerin kâbesi var, benim kâbem insandır.
- Okunacak en büyük insandır.
- Doğruluk dost kapısıdır.
- Bizim semahımız ilahi bir aşktır.
- Dinine dizinle değil, kalbinle bağlan.
- Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışktır.
Yukarıda okuduğunuz konu, Ali Duran Gülçiçek'in ”Alevi-Bektasi Yolu” ismli kitabından alınmıştır.
|