|
BEKTAŞİ FIKRALARI
YANLIŞLIKLA AĞZINA…
Sofulardan bir zevzek, Bektaşi ile güya alay etmek için ona her rastlayışında rüyalar uydurur söyler ve bu rüyaların konularını da, mutlaka Bektaşi babalarını küçültecek uydurma vakalara ayırırmış.
Bir sabah Bektaşi işine giderken bu zevzek herif yine kendisini karşılamış:
- Aman dostum, bu gece öyle bir rüya gördüm ki bayılacaksın.
diye söze başlamış ve rüyasında, bir Bektaşi babasının kendisinin ağzına tükürdüğünü anlatmış.
Bektaşi, rüyayı büyük bir dikkatle dinlemiş.
- Hakikaten, rüya çok mühim... Her halde bizim baba senin suratına tükürecekmiş. Fakat bu tükürük, yanlışlıkla ağzına girmiş.
--------------------------------------------------------------------------------
KARIŞMAK HADDİMİZE Mİ?
Sultan Abdülmecid bir gün Boğaziçi’nde büyük bir bağın tam ortasındaki köşkünde oturan bir Bektaşi babasını ziyarete gitmiş.
Bektaşi, o gün komşu bağdaki bir arkadaşını ziyarete gitmiş.
O dönünceye kadar padişah bağın her tarafını dolaşmış.
Bektaşi dönünce karşılıklı konuşmaya başlamışlar:
Abdülmecid: "Erenler, bağın maşallah cok büyük. Üzümünü ne yapıyorsun?"
Bektaşi: "Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanım."
Abdülmecid: "Buradaki üzüm yemekle biter mi?"
Bektaşi: "Yemediğimizi de sıkıp fıcılara basar, suyunu iceriz!"
Abdülmecid: "Peki ama, sıkılmış üzüm şarap olmaz mı?"
Bektaşi: "Vallahi Sultanım, biz üzümü sıkıp fıcılara basarız. Allah ne isterse o olur. Üst tarafına karışmak haddimize mi?"
--------------------------------------------------------------------------------
İSTEK
Bektaşi, dua etmiş:
"Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!"
Yanından geçen softa da, ellerini kaldırmış:
"Rabbim, bana iman ver!"
İki duayi da işiten hoca, Bektaşi’ye:
"Bak, herkes ne işitiyor Tanrı"dan, sen rakı parası istiyorsun. Utanmıyor musun?" demiş.
Bektaşi usulca: "Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister" demiş.
--------------------------------------------------------------------------------
ALLAH NE YAPIYOR?
Bir gün yolda yaya giden bir Bektaşi’nin önüne bir atlı çıktı:
"Baba, bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?"
Bektaşi yanıt verdi:
"Elimden gelen bir şeyse, hay hay, oğlum."
Atlı: "Şunu öğrenmek istiyorum. Şu anda Allah ne yapıyor?"
Sualin münasebetsizliğine içerleyen Bektaşi, hic belli etmemiş:
"Yanıt veririm ama, bir şartla. Sen o attan in, ben bineyim."
Atlı: "Neden?"
Bektaşi: "Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan."
Atlı attan inmiş, Bektaşi binmiş.
Atlı: "Hadi, söyle bakalım. Allah şimdi ne yapıyor?"
Bektaşi: "Ne yapacak, atı senin gibi budalanın elinden alıp, benim gibi akıllıya veriyor."
Ve dört nala oradan uzaklaşmış. |